Nakit akışı tablosu hazırlayan hemen herkes aynı veriyle başlar: açık faturaların vade tarihleri. Bu makul bir başlangıçtır ama tek başına yanıltıcıdır; çünkü vade, paranın ne zaman geleceğini değil, sözleşmeye göre ne zaman gelmesi gerektiğini gösterir. Aradaki fark, tahminin isabetini belirler.
1. Müşteri bazlı ortalama gecikme
Her müşterinin geçmişte vadesinden kaç gün sonra ödediğini biliyorsanız, projeksiyonu buna göre kaydırabilirsiniz. Vadesi 30 gün olan ama geçmişte ortalama 47 günde ödeyen bir müşteri, tabloda 47. güne yazılmalıdır.
2. Ödeme olasılığı
Bazı alacakların tahsil edilme olasılığı diğerlerinden düşüktür. Tutarları olasılıkla ağırlıklandırmak, iyimser bir tabloyu gerçekçi hâle getirir. 100.000 TL'lik bir alacak %60 olasılıkla tahsil edilecekse, projeksiyona 100.000 değil beklenen değer yazılmalıdır.
3. Taksitli ve tekrarlayan alacaklar
Taksitlendirilmiş satışlar ve tekrarlayan abonelik tahsilatları çoğu tabloda tek bir satır olarak duruyor. Oysa gelecek üç ayın nakit girişinin önemli bir kısmı bu kalemlerden gelir: her taksit kendi vadesiyle tabloya yazılmadığında projeksiyon, gerçekleşecek girişin altında kalır ve gereksiz yere temkinli bir nakit planı üretir.
4. Kart tahsilatlarının valörü
Kartla yapılan bir tahsilat, işlem tarihinde değil valör tarihinde hesabınıza geçer. Taksitli işlemlerde bu, aylara yayılan bir giriş anlamına gelir. Valör verisi projeksiyona işlenmediğinde, elinizde olduğunu sandığınız nakit henüz hesabınıza geçmemiş olur.
Toplarsak
- Vade tarihini başlangıç kabul edin, sonuç değil
- Müşteri bazlı gecikme ortalamasıyla vadeyi düzeltin
- Tutarları ödeme olasılığıyla ağırlıklandırın
- Taksit ve tekrarlayan tahsilatları tek tek tabloya yazın
- Kart tahsilatlarını valör tarihine göre yazın
İyi bir nakit akışı tahmini, ne zaman ödenmesi gerektiğini değil, geçmişte ne zaman ödendiğini temel alır.